Araşidonik Asit (AA)

#1
Sponsorlu Bağlantılar
Araşidonik Asit (AA)



Araşidonik asit membranda bulunur ve fosfolipidlerin % 5-15’inden sorumludur. AA infantlarda beyin gelişimi için gereklidir. AA vücutta LA’den senaaalenmektedir. Vücut AA’i; güçlü pro-inflamatuar olan vazokonstruksiyon yapan ve kanama olasılığını azaltan eikosanoidleri üretmek için kullanılır. AA et yumurta ve kabuklu deniz hayvanlarında bulunmaktadır.
Omega-3 ve omega-6 yağ asitleri vücutta birbirlerine dönüştürülemezler ve hemen hemen tüm hücre membranları için önemli bir komponenttirler. Sature yağlar membran permaibilitesini azaltırken esansiyel yağ asitleri hücre membranının permaibilitesini arttırırlar. Omega-6 ve omega-3 yağ asitleri eikasonoid aaaabolizması gen ekspresyonu ve hücre içi haberleşme üzerinde etkilidir. Hücre membranındaki PUFA içeriği büyük ölçüde dietsel alıma bağlıdır. Bu nedenle perhiz yapanlarda uygun miktarlarda omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinin alınımının sağlanmasına dikkat edilmelidir. Omega-6 ve omega-3 yağ asitlerinin doğru oranda alınması homoestazis ve normal gelişim için önemlidir. Ayrıca primatlarda ve yenidoğanlarda yapılan çalışmalarda dokosahexaenoik asidin retinanın ve beynin normal fonksiyonel gelişimi için gerekli olduğu (özellikle de prematürlerde) gösterilmiştir.
Fazla miktarda balık (omega-3 yağ asitlerinden zengin) tüketen toplumlarda kardiyovasküler hastalıklar ve depresyon daha az oranda görülmektedir. Dünyanın çeşitli yerlerinde diet ve kardiyovasküler sistem hastalıkları hakkında yapılan çalışmalar Japon ve Girit adasında yaşayan toplumların kardiyovasküler sistem hastalıkları açısından daha düşük ölüm riskine sahip oldukları gösterilmiştir. Girit adasında yaşayanların dieti yağlardan zengindir (%40) ancak sature yağlardan fakirdir. Japonların dieti ise hem total yağlardan hem de sature yağlardan fakirdir. Hem Japonların hem de Giritlilerin dietinin eşit derecede dengeli omega-6/omega-3 yağ asidi içerdiği düşünülmesine rağmen Japonlarda bu oran 2-4/1 Giritlilerde ise 1.2/1’dir. Girit adasında yaşayanların dietindeki yüksek miktardaki omega-3 yağ asidleri; sardalye ringa gibi balıklar ve yumurta yemelerine bağlıdır. Buradaki tavukların yumurtalarında omega-6/omega-3 oranı 1.3/1’dir. Buna karşın ABD’de süpermarketlerde satılan yumurtalarda omega-6/omega-3 oranı 19.4/1’dir. Yine Girit adasındaki diğer önemli omega-3 yağ asidi kaynakları yabani bitkiler (özellikle semizotu) salyangoz baklagiller ve cevizdir. Zeytinyağı 6.1/1’lik bir omega-6/omega-3 yağ asidi oranına sahiptir. Batı dietinde genellikle bitkisel yağlar kullanılmaktadır (mısırözü yağı 60/1 safran çiçeği (safflower) 77/1). ABD ve Avrupa toplumları arasında yapılan bir karşılaştırmada Girit toplumunun en yüksek LNA ya ve en düşük LA sahip olduğu bunun yanında en düşük kardiyovasküler hastalık ve kanser oranına ve en uzun yaşam süresine sahip olduğu saptanmıştır.
Genel olarak omega-3 yağ asitleri “iyi” yağ asitleri; omega-6 yağ asitleri ise “kötü” yağ asitleri olarak bilinir. Ancak bütün omega-6 yağ asidlerini “kötü yağlar” olarak genellemek doğru bir yaklaşım değildir. Aldığımız omega-6 yağ asidlerinin bir kısmı gamma linolenik aside (GLA) çevrilir ve bu da omega-3 yağ asidlerine benzer etkiler göstermektedir. Ancak modern yaşamdaki bir çok faktör (alkol sature yağlar trans-yağ asidleri; DM yaşlanma stress ilaçlar ve viral enfeksiyon) vücudun omega-6 yağ asidinden GLA senaaaini engellemektedir. Tüm bu faktörler D6D (delta 6 desatüraz) enzimini bloke ederek bu etkiyi göstermektedirler.
ESANSİYEL YAĞ ASİDİ EKSİKLİĞİNDE GÖRÜLEN SEMPTOM VE BULGULAR
Hafıza ve mental fonksiyonlarda zayıflama
Görme fonksiyonunda azalma
Pıhtılaşma eğiliminde artma
İmmun fonksiyonlarda azalma
Trigliserid ve kolesterol seviyesinde artma
Membran fonksiyonlarında bozukluk
İnfantlarda ve çocuklarda büyüme geriliği
Omega 6 deficiencies are associated with scaly skin
Ekzema
Seboreik dermatit
Saç dökülmesi
Erkeklerde infertilite
Kan dolaşımında olumsuz etki
Kan basıncında artma
Yara iyileşmesinde yavaşlama

ABD National Institutes of Health esansiyel yağ asitlerinin psikiyatrik hastalıklarda da rolü olabileceğini göstermiştir. Yapılan araştırmalarda Yeni Zelanda Kanada Almanya gibi omega-3 yağ asitlerinin yetersiz tüketildiği ülkelerde depresyon oranı % 5 Tayvan Japonya gibi omega-3 yağ asitlerinin yeterli tüketildiği ülkelerde bu oran % 1 civarında bulunmuştur.
Yağ asidi aaaabolizması ile hücre membranı ve serumda fosfolipid kompozisyonundaki değişiklikler major depresyonda ve diğer psikiyatrik hastalıkların patofizyolojizisinde rol oynar. Depresif hastalarda serumdaki fosfolipidlerde kolesterolde ve eritrosit membranındaki fosfolipidlerde PUFA’nın düşük olduğu gösterilmiştir. Klinik denemeler depresyon ve şizofreninin semptomlarının omega-3 yağ asidi suplemantasyonu ile hafifleyebileceğini düşündürmektedir.
American Journal of Clinical Nutrition’da yayımlanan bir çalışmada omega 3 düzeyi düşük olan çocuklarda omega 3 düzeyleri yüksek olan çocuklara göre belirgin olarak daha fazla davranış bozuklukları öğrenme sağlık ve uyku problemleri bulunmuştur.
Dietle alınan omega-6/omega-3 arasındaki denge normal büyüme ve gelişme ile kardiyovasküler hastalıkları azaltma kronik hastalıkların düzelmesi için gereklidir. Günümüzde besin endüstrisi omega-6 ve omega-3 yağ asitlerinin dengeli alınmasının öneminin farkına varmış ve şimdiden omega-3’le zenginleştirilmiş ürünler dengeli omega-6/omega-3 oranı ile piyasalarda baş göstermeye başlamıştır.