Ben Giderim Oduna (Yaşar 2) Türküsü Hikayesi

#1
Sponsorlu Bağlantılar
Ben Giderim Oduna (Yaşar 2) Türküsü Hikayesi


Pörnek Köyü Emirdağ’a yakın bir köyün adıdır. Yakın bir geçmişte, bu köyde Cemile adında fakat “Yaşar” diye anılan yedi sekiz yaşlarında oldukça güzel bir kız vardır. Cemile’nin anası babası ölmüş; yakın hısım, akrabasından kimse kalmamıştır. Yalnız, kendinden küçük Veyis adında bir kardeşi bulunmaktadır. Cemile, yaşının ve genç kızlığının gereğince, dünyayı başka türlü görmeye başlıyor. Yani sevmek çağına girmiştir. Ve Cemile birini sevmeye başlıyor. Köyün yakışıklı delikanlılarından Şahin (Şahan) adında birine aşık olmuştur. Şahin de onu sevmektedir. Bu sevgi devam edip gelişirken araya kara kedi girer. Cemile’nin köyde yakın birisi olmaması yüzünden onu zengin bir köylü, sonradan kendi oğluna almak düşüncesi ile himayesine alır. Aradan zaman geçer ve oğlan babasının önceden verdiği kararla nişan yapılır. Cemile Şahin’i sevdiği için nişana razı değildir. Ama baskı ağırdır ve kız sıkıntı içindedir. Hem Cemile hem de Şahin yanıp kavruluyor ve ateşleri günden güne artıyor. Bu nişan işi onları birbirinden uzaklaştıracağı yerde, aksine birbirine daha çok yaklaştırmış ve bağlamıştır. Nişanın önüne geçmek ve beraber evlenebilmek için çareler aramaya koyulurlar. Fakat oğlan tarafı buna meydan vermemekte ve mani olmaya çalışmaktadır. Aradan günler, haftalar, aylar geçiyor. Cemile erimeye başlıyor.

Zavallı şahin de aşk ateşiyle sayıklamalar, hülyalar içindedir, içini türkülere döküyor. Cemile ile sevgisini içli bir şekilde ifade ediyor. Cemile için için ağlar erirken; Şahin de türkü döküp dururken düğün zamanı gelivermiştir.

Oğlan tarafı çifte davullar çaldırarak, civardan pehlivanlar getirterek muhteşem bir düğün yapmış, Cemile’yi gelin almışlardır. Cemile düğünden çok etkilenmiştir, üzüntülü ve acılı bir durumdadır. Kendisi için her şey bitmiştir. Çünkü Anadolu’da kız bir kez gelin olur. Dünyada Şahin’den başka kimsesi olmayan Cemile artık istemediği bir ailenin gelinidir.

Gelinliği bir yıl sürer. Şahin’le Cemile’nin ateşlerinin söndüğü zannedilir. Halbuki aşk ateşi daha da artmış, yalımları yüreklerinin dışına taşmıştır. Şahin bu geçen bir yıl içinde evlenmemiş ve başkasıyla da evlenmeyi aklından geçirmemiş; Cemile de kocasına bir türlü ısınamamıştır. İkisi de sevgilerini iyice gizlemeye çalışıyor ve başarılı da oluyorlar. Şahin’le gizli gizli haberleşiyorlar. Bir gün bu ıstıraba son vermek gerektiği kanısına varırlar ve Şahin’in teklifi gelir. Cemile de aynı düşüncededir: tüm yollar birlikte kaçmak düşüncesine çıkmaktadır.

Köyün kıyısındaki evin önünde buluşmayı kararlaştırırlar. Şahin bir kır ata binip gelir. Vakit gecedir. Biraz sonra Cemile de aynı yere gelir. Hiç vakit kaybetmeden Cemile’yi atın terkisine alarak atı sürer, doğruca Şahin’in Emirdağ’daki ablasının evlerine...

Ertesi gün olay köyün dilindedir. Hem Şahin'de hem Cemile’nin kocası tarafında bir telaş başlar.

Şahin’le Cemile on, onbeş gün Emirdağ’da kaldıktan sonra Emirdağ’a dönerler. Cemile’nin kocası mahkemeye başvurur. Bu şekilde Cemile ile Şahin bir müddet daha birlikte kaldıktan sonra, Cemile Şahin’in yengesi tarafından kandırılır. Şahin’in yengesi Şahin’i sevmemektedir, zaten Cemile’nin kocasının akrabasıdır da. Ne yapıp edip Cemile’yi sevdiğinden ayırmak gerektiğini düşünür. Günlerce dil döküp Cemile’yi kandırmayı başarır. Cemile’nin küçük kardeşi Veyis de açıkta kaldığından, ablasının yine eski zengin kocasına dönmesini istemektedir.

Cemile bunun üzerine düşünüyor, düşünüyor ve kocasına dönmeye karar veriyor. Çünkü küçük kardeşi içliliği yüzünden amansız bir hastalığa yakalanmış bulunuyor. Kardeşine acıyan, başka düşüncelerle de sarsılan Cemile kocasının evine dönüyor. Fakat kocası Cemile’yi kabul etmiyor. Cemile ortada kalakalmıştır. Hem Şahin’den hem kocasından olmuştur. Sığınacağı kimsesiz kardeşi kalmıştır, başka da yeri yoktur artık. Veyis hasta olduğu için bakacak kimseleri yoktur. Her şekilde açıkta kalan Cemile düşünüp dururken köyün zenginlerinden biri Cemile’ye evlenme teklif eder. Cemile maddi olanaklarının artacağı düşüncesiyle adamla evlenmeye razı olur ve evlenirler. Sonrasında Veyis hastalığın pençesinden kurtulamayıp Afyonkarahisar Hastanesi’nde ölür.

Cemile derin bir yalnızlık içinde hissediyor kendini. Kardeşinin ölümünü kendinden biliyor ve büyük azap içinde kıvranıyor. Bu ağır elem içinde Cemile onulmaz bir derde düşüyor,garip, kimsesiz Cemile’yi ölüme götürüyor bu dert.

Tüm bu acı hikayenin üzerine Şahin Gürbüz içini türkülere, ağıtlara döküveriyor.





Ben Giderim Oduna

Karşıdan gelen atlı
Altında kilim katlı
Anam babam sağolsun
Hepisinden yar tatlı

Yalan mıydın Yaşar
Karakolda doğru söyler
Mahkemede şaşar

Sarı yayımın bendi
Ne tez unuttun andı
Düşmanlar bile etmez
Bana ettiğin fendi

Yalan mıydın Yaşar
Karakolda doğru söyler
Mahkemede şaşar

Ben giderim oduna
Şahan derler adıma
Otuz günde doyamadım
Cemile’nin tadına

Aldırdım eller
Burçağı mercimeği
Yoldurdum eller

Onyedi yarin yaşı
Karadır yarin kaşı
Üç senede sönmedi
Ciğerimin ateşi

Yanıyor gelin
Delidevre türkü söyler
Çürüyesi dilim

Mahkemenin salonda
İstidası elinde
Kendi gidip adı kalan
Koca köyün dilinde

Yalan mıyım Yaşar
Karakolda doğru söyler
Mahkemede şaşar

Konakta duran kadı
Cemile gelsin dedi
Biz nasıl ayrılalım
Yaşlarımız onyedi

Ayırmayın bizi
Yaktı beni kül eyledi
Hediye’nin kızı

Allah yaktı özümü
Kara yazmış yazımı
Alt’ay söndüremedim
Ciğerimin közünü

Yandım kül oldum
Cemile’min yoluna
Deli divane oldum

Gördü idim düşümde
Yaşar gelin peşimde
Övdük güzel değildin

Yandıyıdım sana
Cebrile getirdi dedin
Karakolda bana

Hükümetin emiri
İkilinin demiri
El yüzüne çıkmaz ettin
Kocan denen Gımırı

Gelin Cemile
Kır beygirin üstüne
Bindiydik bile

Kınalı ellerine
İncecik bellerine
Pörnekliyi döküm ettin
Afiyon yollarına

Yalan mıyım işte
Ben yarimi görüyordum
Hayalimde düşte


Kadir Üstündağ - Emirdağ

Kaynak: Osman Attila – Afyonkarahisar Türküleri (Genişletilmiş ikinci baskı), 1966, Ankara, Güven Matbaası
 

Son düzenleyen: Moderatör: