Bilmem Bu Derdimi Nasıl Edeyim Türküsü Hikayesi

#1
Sponsorlu Bağlantılar
Bilmem Bu Derdimi Nasıl Edeyim Türküsü ve Hikayesi - Bilmem Bu Derdimi Nasıl Edeyim Türküsünün Hikayesi - Bilmem Bu Derdimi Nasıl Edeyim Türküsünün Sözleri - Bilmem Bu Derdimi Nasıl Edeyim Türkü Hikayesi - Bilmem Bu Derdimi Nasıl Edeyim Türkü Sözleri


Noksani'nin kendi notlarından: 1949 yılından itibaren 3 sene Murgul'da kalmıştım. Orada kaldığım zaman fabrikada, rüşvete çok düşkün fen memuru Süleyman Bey isminde biri vardı. Her izine gidenden, gelirken en az 3-5 kilo yağ, bal ve peynir derken bütün mahiyetini haraca bağlamıştı. Kendisine rüşvet getirmeyenin katiyen ne yevmiyesine zam yapar ne de prim verirdi. Derken onun servisinden çıkmaktan başka bir çare kalmazdı. Bu yüzdendir ki hiçbir zaman iyi geçinemezdik. Bir defa izne gidip döndükten sonra ilk günde, herhalde getirmiş olduğum hediyeyi gece veya yarın göndereceğimi ümit ederek mırın kırın ve yarım ağız bir merhabadan sonra iş mahallini teslim etti. Çalıştık, zaman geçti.

İkinci izine gidip döndüğüm zaman, nerede işbaşı yapacağım diye sorduğumda, surat sekizi çeyrek geçe bir tavırla; "Ben bilmem, servis şefine çık" dedi. Geçtik, şefe çıktık. Başka bir teknikerin iş sahasında vazife verildi, işimize devam ettik.

Çok geçmeden yeniden izinden gelenden 4 kiloluk bir demlikle hususi mahiyette hazırlanmış balı rüşvet olarak aldığını ve diğer servisten bu durumları duyan personelin bu vaziyetle uğraşmakta olduğunu öğrendik. Ben de bu günleri fırsat addederek başladım.




Bu derdimi nasıl edeyim beyan
Sayın bey insafa gelir mi bilmem
Layıkken makama oldu perişan
Geçer vakit geri kalır mı bilmem

Maden servisinde emsal yok idi
Malumatta ve bilgide çok idi
Geçen hafta Süleyman Bey tek idi
Arayanlar şimdi bulur mu bilmem

Onurla gururla yolda yürürdü
Gidenleri gelenlerden sorardı
Balı getirene izin verirdi
Acep kahvaltıdan olur mu bilmem

Coşkun sular gibi bir yana akmaz
Rüşvetsiz gelenin yüzüne bakmaz
Balı olmayandan alırdı pekmez
Şimdi ayran tası dolar mı bilmem

Oğul balın tereyağsız yemezdi
Lor gibi yer kıymetlidir demezdi
Piyasada kıymetini sormazdı
Süzmeyi yağ diye alır mı bilmem

Korkarım ki alem sana gülmeye
Dilim tutmaz başsağhğı vermeye
Rüşvetsiz gelende artmaz yevmiye
Lor olsa prim de salar mı bilmem

Yine şefim diye inandırıyor
Çorbayı ayranla bulandırıyor
Beyaz köpekleri dolandırıyor
Onlar da kalmadı bilir mi bilmem

Bu sefer talihi elinden tutar
Tünelden ambara terfi de eder
Oradan da hemen köyüne gider
Kader tarlasını sular mı bilmem

Tedbir kar eylemez bir kere düştü
Fabrika görmedi böyle bir puştu
Bu mevladan oldu kullar da şaştı
Bizlere dişini biler mi bilmem

Cansız kalem bu halleri yazarsa
Süleyman Bey işitir de kızarsa
Yarım suratını asar bozarsa
Kimseler eline dalar mı bilmem

Rüşvet ile boğazını kayırma
Helal çalış rüşvete yer ayırma
Fabrikadan nefret ile ayrılma
Kader artık ona güler mi bilmem

İlk bakışta bir kederi görülmez
Fitnelikten hiç usanmaz yorulmaz
Rüşvet yoksa mahiyette durulamaz
İrtikap fikrinde kalır mı bilmem

Çok biliyor Yörüklerin cahili
Buldu Divriği'de Mister Erayl'i
O gelince sanki elleri bağlı
Bu sefer peşinden meler mi bilmem

Yazarım bu kadar çok fazla yazmam
Farz olmayanlara destanı düzmem
Fabrika şahittir ben yolsuz gezmem
Kendine arkadaş kılar mı bilmem

Dinleyenler bu nahaktır demeli
Doğruluktur herbir işin temeli
Dört kiloluk balı bir dem yemeli
Noksan'ı defterden siler mi bilmem


Kaynak: Hodlu Noksani - Bekir Karadeniz