Çok Şükür Rabbim...

#1
Sponsorlu Bağlantılar
ÇOK ŞÜKÜR RABBİM...

yana yana öğreniyor
döne döne savruluyor
sabırla sınanıyor
eğiliyor
toz duman
taş toprak dağılıp ufalanıyor
sivri zirvelerim

çok şükür Rabbim

kirpiklerim sımsıkı örtülü
dudaklarım ısrarcı isyanlara kırk kilit
kulaklarımda bir musıki
bir kaynağa sürüklüyor beni şaşkın ayaklarım
işte orada kalıyor
arınıyor
cümle şikayetlerden yüreğim

çok şükür Rabbim

sırmaları sökülüyor
yaldızları kazınıyor
süs denilen ne varsa dünyaya dair
bir bir soyunuyor
gönül utanmıyor
ruh çırılçıplak ve masum
gülümsüyor
elimden kurtuluyor
derin bir oh...çekiyor nefs'im

çok şükür Rabbim...





Dil ile şükrün önemi nedir?​

Peygamber efendimiz, bir kimseye (Nasılsın?) buyurdu. O kimse, (İyiyim) dedi. Üçüncü defa sorunca o kimse, (Elhamdülillah iyiyim) dedi. Peygamber efendimiz, (İşte senden bu cevabı bekliyordum. Bunun için soruyu tekrarladım) buyurdu. (Taberani)

Âlimler, salihler, bir kimseyi ALLAHü teâlâya şükrettirmek için, (Nasılsın?) derlerdi. İnsan ya şükreder, ya susar veya şikayette bulunur. ALLAH’tan şikayet etmek ise çok çirkindir. Kulun Mevlasına zillet göstermesi izzettir. Mevlayı başkasına şikayet etmesi ise zillettir. Şükür, ihsanını, iyiliğini anmak suretiyle ihsan edeni övmektir. Yani dil ile teşekkür de şükürdür. Bir grup kimse, Halife Ömer bin Abdülaziz hazretlerini ziyarete geldiklerinde, içlerinden gencin birisi, (Üstün faziletinizi adaletinizi duyduk. Size dilimizle teşekkür etmeye geldik. Teşekkür edip döneceğiz) der.

ALLAHü teâlâ, Hazret-i Musa’ya buyurdu ki:
(Bir kimse, kendine verdiğim nimeti benden bilip kendinden bilmezse, nimetlerin şükrünü eda etmiş olur. Bir kimse de, rızkını kendi çalışması ile bilip, benden bilmez ise, nimetin şükrünü eda etmemiş olur) buyurdu. (İ. Gazali)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Beni İsrailde bir abid var idi. Beşyüz yıl ibadet etmişti. Kıyamet günü ALLAHü teâlâ, "Bu Abidin benim ihsanımla Cennete götürün!" buyurur. Abid, "Ben ihsan ile değil, yaptığım beşyüz yıllık ibadetle Cennete girmek istiyorum" der. ALLAHü teâlâ emreder, hesabı görülür. Yalnız göz nimeti beşyüz yıllık ibadetten fazla gelir. Melekler abidi Cehenneme götürürler. Abid, "Ya Rabbi beni rahmetinle, ihsanınla Cennete koy" diye dua eder. ALLAHü teâlâ buyurur ki:
"Ey kulum, seni yoktan kim yarattı? [Abid, sen yarattın, der.] Seni yaratmam, senin tarafından mı oldu, yoksa benim ihsanımla, benim rahmetimle mi oldu? [Abid, senin rahmetinle oldu, der.] ALLAHü teâlâ verdiği bazı nimetleri de sayar. Abid, "Hepsi senin rahmetinle, ihsanınla oldu" der.)
[T. Gafilin]

Nimet umumi olunca, herkese gelince insan bu nimetin kıymetini bilemez. Görmek büyük nimet iken, herkeste göz olduğu için göz nimetine her zaman şükretmeyiz. Gençler, yaşlanmadıkça gençliğin kıymetini bilmez. Hastalar sağlığın kıymetini anlar. Fakirler zenginliğin kıymetini bilir. Hayatın kıymetini de ancak ölüler anlar. Şu halde yaşlanmadan gençliğin, hastalanmadan sıhhatin ve ölmeden önce de hayatın kıymetini bilip şükretmelidir.
alıntı