Çöl Çiçeği - WARİS DİRİE (Kitap Ozeti)

NeslisH

Özel Üye
#1
Sponsorlu Bağlantılar
KİTABIN ADI: ÇÖL ÇİÇEĞİ
YAZARI : WARİS DİRİE
BİLGE KÜLTÜR SANAT
ÇEVİRİ : H.GÜLRU YÜKSEL
1998 YILIN KADINI’NDAN ULUSLAR ARASI BESTSELLER


Waris Dirie, çölde göçebe bir yaşam süren ve kızların sünnet
edilmesi gibi gelenekleri hala uygulamakta olan Somalili bir
ailenin kızı olarak dünyaya geldi. On iki yaşına geldiğinde, yaşlı
bir adamla evlendirileceğini öğrenince, çöldeki ailesini terk
ederek kaçar ve onu önce Afrika'daki arkabalarına, oradan
Londra'ya ve sonra da ünlü bir model olacağı Amerika'ya

götüren ilginç yaşam yolculuğu da başlamış olur.


Gündüzleri Naomi Campbell gibi ünlü modellerle çalışan Waris
Dirie, aynı zamanda Birleşmiş Milletler'in bir insan hakları elçisi
olarak görev yapmaktadır. Fakat o yine de, geceleri, terk
etmek zorunda kaldığı vatanı Somali'deki basit yaşamın özlemini
çekiyor. Kadınların genel olarak, kendi ayakları üzerinde duran
özgür bir birey olma çabası karşısında karşılaştıkları sorunlar,
yokluklar ülkesi olan Afrika'nın çöllerinde yaşandığında, çok
daha çarpıcı ve öğretici bir deneyim haline geliyor. Waris Dirie,
bu sorunlarla nasıl başettiğini anlatarak, ister Afrika'da olsun,
ister gelişmiş ülkelerde, benzer sorunlarla karşılaşan tüm
kadınlara ışık tutuyor. Dirie'nin öyküsü aynı zamanda, yılmadan
çalışıldığında, insanın her istediğini elde edebileceğini de gözler
önüne seriyor ve herkese, dirençli ve çalışkan olma konusunda
bir ders veriyor.


Waris Dirie'nin çarpıcı yaşam öyküsünü anlatan bu kitap, on bir
ülkede aynı anda yayınlandı ve hemen beyaz perdeye uyarlama
çalışmaları başlatıldı.(KİTABIN ARKA KAPAĞINDAN)



"Waris'in öyküsü, gerçek bir kadın kahramanın öyküsü. Herkese
esin kaynağı olacak!"

Elton John


"Waris Dirie, çok özel ve yürekli bir insan. Öyküsü herkese
esin kaynağı olmalı. Düşlerini gerçekleştirmek için karşısına
çıkan tüm engelleri aşmakla kalmamış, aynı zamanda kadınların
özgürlüğü adına, çok soylu bir savaşa da girmiştir."

Dr. Nafıs Sadık


KİTAP HAKKINDA:Her kitabın bir yazılış serüveni olduğu gibi,
bir de okunuş serüveni vardır. Bu kitabı ilgileneceğimi düşünerek
SONİK2 (SONİK1 –BENİM) vermişti bana bundan 3 hafta
önce. Gözümün önüne sehpanın üstüne koymuştum kitabı gelip
gittikçe, yatıp kalktıkça görüm diye. Ve yine çok yoğun olduğum
zamanlardan bir zamandı. Ama kitap durmadan bana “beni oku,
beni oku, hemen okur bitirirsin, bi lokmada okuyacağın türde bir
kitabım, beni oku bırakamazsın” diyordu sanki. Nihayetinde
kitabın çığlıklarına dayanamadım (çünkü kitapların canlı olduğunu
düşünürüm çoğu zaman ve kitaplar arasında duygu bağım vardır
ve o bağ hiç kopmaz aramızda, onlarda bunu bilirler…okunmasını
isteyen kitap ne yapıp yapıp kendini kucağıma, ellerimin arasına
atar, onu görmemi keşfetmemi sağlar…) ve 11 mart 2007
Pazar sabahı kahvaltıdan hemen sonra okumaya başladım hiç
kesintisiz…yoruldum, acıktım ama ara vermek istemediğim için
vermedim, çünkü gerçekti, çünkü yine kadınları ve onların sonsuz
acılarını anlatıyordu, çünkü orda bilinmesi gereken hayatlar
vardı, sonsuz yorucu ve farklı hayatlar…ve de güzeldi…tek bir
yerde 2 ya da 3 defa ara verdim. Kadınların sünnet olduğu
kısım korkunç ürkütücü ve iğrençti… bi ara bayılacak gibi oldum
ara verdim, tekrar bıraktığım yerden başladım tekrar fena
oldum yine ara verdim, sonra orayı okumadan geçim dedim
yediremedim kendime…onlar o kadar korkunç şeyi yaşıyorlar ve
ben okumaya tahammül edemiyorum… tekrar aynı yerden
başladım ve kendimi zorlayarak okudum… bitirdiğimde midem çok
fena bulanmıştı ve banyoya kendimi atmak zorunda kaldım…ne
kadar zaman sonra hatırlamıyorum uyumuşum uyandığımda
Pazartesi gecesi saat 4:00 idi. Hemen kaldığım yerden tekrar
başladım, kesinlikle bitirmem gerekiyordu. Sanki hiç ara
vermeden bitirirsem oradaki kadınlara ve hayatlara katkım
olacak gibi geliyordu bana, ya da ne bilim hemen okuyup
bitirmem bir şeyleri değiştirecekti, neyi bilmiyorum ama…sabah
gün ışırken nihayetinde bitirmiştim. Çok güzeldi kitap olarak,
hayat olarak da o yaşanan acılar olmasa değişik, zor ama
güzel…Waris de kitabın birçok yerinde aslında çölde yaşadığı
hayatı tüm zorluklarına rağmen sever ve özler…sadece onun
karşı olduğu kadınların yaşadıkları ve yaşamak zorunda
oldukları…



WARİS DİRİE’NİN SÖYLEDİKLERİ: Benim ailem yeterli
yiyecek bulabilmek için her gün uğraşır didinir. Bir torba pirinç
alabilmek, bizim için büyük bir olaydı. Üçüncü dünya ülkelerinden
gelen biri için bu yiyeceklerin çokluğu ve çeşitliliği öyle şaşırtıcı
ki…dünyanın bir tarafında insanları doyurmak için canımızı
dişimize takıyoruz, öteki tarafında ise insanlar kilo vermek için
para ödüyorlar. Televizyonda zayıflama programlarını içeren
reklamları gördüğümde “zayıflamak istiyorsanız Afrika’ya gidin”
diye çığlık çığlığa bağırıyorum. Buna ne dersiniz? Hiç düşündünüz
mü insanlara yardım ederek zayıflamaya ne dersiniz? Kendinizi
en azından iyi ve çok farklı hissedersiniz.

Bugün en basit şeyleri bile önemsiyorum. Her gün güzel evi olan
insanlarla tanışıyorum, hatta bu insanların birden çok evleri,
araçları, yatları, mücevherleri var, ama onlar sanki bir yenisi
kendilerini sonsuz mutluluğa ve huzura götürecekmişcesine daha
fazlasını istiyorlar. Hiçbir zaman mutlu olmak için bir elmas
yüzüğe ihtiyaç duymadım. Hayatta her şeyden önemli olan tek
şey sağlıktır.

Yavaş ve hızlı hayatların her ikisini de yaşama fırsatım olduğu
için memnunum. Afrika’da doğmamış olsaydım yavaş hayatı
öğrenebilme fırsatım olur muydu, bilmiyorum. Somali’ de geçen
çocukluğum kişiliğimi oluşturdu ve birçok insanı ne oldum delisi
yapan başarı ve şöhret gibi önemsiz mevkilerden etkilemememi
sağladı. Sık sık “ünlü olmak nasıl” sorusuyla karşılaşıyorum ve
sadece gülüyorum. Ünlü olmak ne demek bunu gerçekten
bilmiyorum.

Tanrı’nın daha doğuştan beni mükemmel bir vücutla yarattığını
hissediyorum. Sonra insanlar beni kestiler, gücümü aldılar ve
beni sakat bıraktılar. Kadınlığım çalınmıştı. Tanrı bu organlarımı
istememiş olsaydı neden yaratmıştı ki?

Tek duam bir gün bu acıyı yaşayan hiçbir kadının kalmaması. O
nedenle yaşadıklarım geçmişte kalacak. İnsanlar “Somali’de
kadınların sünnet edilmesi yasaklanmış, duydunuz mu?”
diyecekler birgün. Sonra bir başka ülke, sonra bir öteki ve bir
öteki…ta ki “DÜNYA KADINLAR İÇİN GÜVENLİ BİR YER

HALİNE GELENE KADAR”.

Ulaşmaya çabaladığım o gün, benim için ne mutlu bir gün olacak!
İnşallah eğer Tanrı isterse, o gün de gelecek.

Ve son olarak Tanrı’ya, dünyanın yaratıcısına şükranlarımı
sunuyorum. Bana hayat hediyesini sunduğun ve tüm o sakin ve
fırtınalı nehirleri geçme gücü ve cesareti verdiğin için
teşekkürler. Güzellikler ve sevgi dolu bir dünya yarattın.
Gönülden umarım ki, herkes sevmeyi öğrenir ve bu cennet
gezegenin değerini bilir.