En Güzel Aşk Şiirleri

#1
Sponsorlu Bağlantılar
ANLAR MISIN?

Gökyüzünde parlayan yıldız,
Derdim desem anlar mısın ?
Kalbim O'nun için yanar,
Yanar desem anlar mısın ?

Yoksa sen de benim gibi
Bir hayırsız yar elinden
Gece-gündüz ağlar mısın ?

Neye baksam,karşımda "O"
Ekmeğimde Aşımda "O"
Dertli,garip başımda "O"
Sevdim desem anlar mısın ?

Yoksa sen de benim gibi
Bir hayırsız yar elinden
Gece-gündüz ağlar mısın ?

Gündüzlerim,gece oldu,
Gülen yüzüm,yaşla doldu,
Görmeyeli aylar oldu,
Hasretimi anlar mısın ?

Ahmet Ünal Çam




Ben Sana Mecburum

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun

Belki haziran da mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin

Attila İlhan
 

Son düzenleyen: Moderatör:
#2
Haniyeşillikler içinde mulu,
Gül yorgunu bahçeler vardır!

Bahçe bana,
Gül sana benzer

Çiçekler sevdalıdır dallara,
Dallar ışıl ışıl baharlara

Bahar bana,
Çiçek sana benzer

Bu şehri terk-i diyar ederim;
Alır başımı giderim

Gurbet bana,
Düş sana benzer




Her Şey Sende Gizli



Yerin seni çektiği kadar ağırsın,

Kanatların çırpındığı kadar hafif


Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç



Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü



Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin



Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün



Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin



Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin



Seninle Olmak Vardı
Şimdi seninle olmak vardı gülüm
Seninle demlemek zamanı,
Geçen günlerin inadına
Seninle yaşamak bugünü, yarını
Başkaldırmak bakışlarımla kör bir vakit,
Bin hınç ile sarılmak boğazına çaresizliğin
Boğmak,
Parçalamak
'Cızz' etmeden yüreğim
Ve bütün engellere rağmen
Döküp ortaya ne varsa,
Ne varsa yakmak sensizliğe ait

Çekip aralamak zaman perdesini
Umutların gözlerinden yol geçirmek,
Bir adıma indirmek mesafeleri
Son bir şansımı denemek
Önümde ateşten barikat,
Arkamda kulak asmadığım 'Dur' ihtarı
Soluk soluğa koşmak sana
Beni sana getirmek
Simdi seninle olmak vardı gülüm
 

Son düzenleyen: Moderatör:
#3
BEN AŞKIM


Ben aşkım

fitarihinde muhtelif cömertlikler doğurdu beni
hayatın kıpırtısıdır yüreğimi kancalayan atılgan düşlerime
hiçbir kalemin çizemediği bir yeryüzüm var –saklıdır–
iyi hal üzre yoğunlaştıkça kalbim
ayın rahminde rahmana açılan eller benim elimse
aşkımı söylemeye bu can az gelir

Ben aşkım
şair körfezime tabiat imge taşır ben ceylan adım
şiirim yılan kabuğunca soyunur suya nakşeder kuytulardan
usandıkça girerim kemik köprülerimin kıl besleyen evine
düşe-kalka tozuturum gövdemi sana karşı
okurum yastığıma yazılmış gül cengini kâlû belâdan beri
çavdar ekmeğine varınca bir sarı anka
çaprazlanmış bir aşkı yürürlüğe sokarım

Ben aşkım
gümrah gözlerimde harfi harfine sen varsın
kıyamet arşivinde yağmurlanmış bu gözlerimde
çok muhacir olmuş süryani ilinde kıyama durmuş
utanmış arınmış yanmış velhasıl
ve benim kükremiş zamanımda ölçmüş kendini
bir nişan almış azrail örtülü namus gelincik
evcil tutmuş isyanları kendinde şahan kıymış
esmiş yemenlere eşkiya rüzgârlarla ve bana doğru
üç usul devenin ümmi çobanı aşkımın selâmı
veysel karani

Ben aşkım
kimse dolduramaz bu fukara isteğimi karşılanmış sevdayla
zenci bir çocuğun göz aydınlığında kokar dururum
kokar dururum eğrelti kalmış yontulmamış zamanda
uçtukça havalandıkça bütün bu kuşlar ve aramakla sözlü ben
hamd ü senalarımı göklere düğümlerim
sevgilim bozdikenler içinde rüya yollayan hür ağzımla
bir akkuşun uçuşundan inanç emerim

Ben aşkım
işte böyle bir tutam köz koyarken kalbime serinkanlı
ferah kentler adına hicretlerim gitgide çoğaldıkça
yakup bir gözde anneler anneleri hep bekledikçe varım
ve bütün yollarım hakka çıktıkça çekingen kırlangıçlar örneği
filintam elimde namlu kaldıkça
ben aşkım

Ben aşkım
kardeşim söz atmış mercan benzerliklerle
çemrenmiş gömleğimde açık ve gerili pazım
bu uyanık göbeğim alanlarda attıkça
öpüşler kovalarken sizi inci kızlarım
demir atacağım bulutların ardından menekşeler kentine
umuda yakı yaktım
ben aşkım yavrum

ISSIZ OZAN





KAR DİLİYLE SEVİYORUM SENİ

şimdi sokaklar kar diliyle konuşuyor;şairler de
farkındayım aşksız yaşadığımın,fotoğraflarım
bir kez daha sıyırıyor alnımı;şarkıların diline düşmüş
gençliğim
bazan yağmurun adını çağırıyor içimdeki mahpusluk
bazan hayra yoruyorum hayatımı
usta bir karanfil yakalıyor saçlarımdan-şehri gözetleyen
dikbaşlı çocuklar
sonra kar diliyle çorap söken kadınlar-hazan abla
bir çay içimi molasında
elma! elma!
elma!
benim de şakaklarımda bir çapkınlık
günün ortasında mahşer sevinci-babam
ve sanki sinema biletimdeki koltuk
akşama heryer yarılmış
düşlerin ve karıncaların yolu ayrılmış
ve biliyorum şahlar da ölüyor-dişlerinin kısmetinde
memleket havaları
sevgilim bize kar diliyle bu yalnızlık ayrılmış
bir yanı yaşamak biryanı
senin de adın kar diliyle çağrılmalı
gecenin yüreği büyüsün diye,sevgilim
saçlarına kardan meç yapılmalı,gözlerin gözleringözlerin
bakarken sürgün günlerimin erkekliğinden
birşeyler hatırlatmalı

ISSIZ OZAN






KESKİN KILIÇ YARALARI VAR YÜREĞİMDE

Bağışla beni sevdalım
Seni incitmek istemezdim
Keskin kılıç yaraları var yüreğimde
Avuçlarımda sayısızca nasırlar
Dermansız kalmışım ülkemde
Bir o kadar sahipsiz

Sabrında bir sınırı var elbet

Prangaların uyuduğu bir gecede
Çıkmak isterdim gökyüzüne
Haykırmak isterdim Sevdamı Sevgiliye
Bulutlarla ağlamak kuşlarla gülmek isterdim

Ve yıldızların sinesine yaslanıp uyumak

ISSIZ OZAN
 
Son düzenleyen: Moderatör:
#5
BİTEN BİR ŞARKIYA

yeniden bir şeyler yazmak istiyorum, yeni şeyler
kargışlanmamış bir şeyler
nehrin kızını yazmak istiyorum nehri öpen dudaklarını
kaçak bir güvercin oluyor yüreğim, bir rüzgar
güz, hırkama altın ışıklar bırakıyor, kendimi şehre bırakıyorum
ve yüzümü çiğ düşmüş kelebek kanatları sarartıyor hasta kızlar, kör bekçiler
sonra alışıyorum ben de posta katarını gözleyip telefonların kırık diline
hoşçakalın çocuklarım hoşçakal karım ama beni unutmayın derken
bir tül çekiiliyor gözlerimize, ıslak otlara atılmış sevgili resmi gibi
ey çocuk, ey nehrin kızı, bir dilek sun, bir kalp yarala, bir sepet
zerdali çiçeği taşı bu yaşlı gökyüzüne

ISSIZ OZAN
 
Son düzenleyen: Moderatör:
#6
BELKİ DE YAKINIMDA HİSSETMEK SENİ

Herşeye yeniden başlamak istiyorum istiyorum,
Benim için üzülmeni, "Sigarayı bırak" demeni
Eskisi gibi sana yakın olmak istiyorum,
Tekrar yaşamak istiyorum o güzel günleri

Çok sevdiğin o filmi izlemek istiyorum
Ama yine eskisi gibi hiç izlememeyi
Önce başını omzuma koymanı istiyorum,
Yavaş yavaş yaklaşmayı eskisi gibi

Kolumu yine omzuna atmak istiyorum,
Bir süre birlikte sessizce beklemeyi
Yanağına kocaman bir öpücük kondurmak istiyorum,
Koklamak istiyorum o güzel tenini

Birbirimize iyice yaklaşmamızı istiyorum,
Hissetmek dudaklarını, eskisi gibi
Engeller olmadan her şeyi yapmak istiyorum,
Belki de yakınımda hissetmek seni
 
Son düzenleyen: Moderatör:
#7
O YATAĞIN DİĞER UCUNDA

Eski bir dosttun benim için sen

Yalnızlığımı paylaştığım telefonda
Hiç bir zaman bıkmazdım senden
Yerin doldurulamazdı hayatımda

Benim için her şeye katlandın
Hep fazlasını verdin bana
Çekip gitmekte bile haklıydın
Ben hiç layık olamadım sana

Herşeyi paylaştık sen ve ben
Dost da olduk seninle düşman da
Güzel bir anısın artık sen
O yatağın diğer ucunda



BAKIŞLARIN

Gecelerce aklımdan çıkmadı
Sanki rüyalarımda bir parçaydı
Sen artık yanımda olmasan da
Bakışların hep aklımda

Yanımda olmandı hayatın anlamı
Kim unutabilir ki yaşadıklarımızı
Gözyaşlarımın tuzu dudağımda
Bakışların şimdi bile aklımda

Sessizliği bozar bir aşk şarkısı
Der ki: "O hiç unutulmamalı"
Yaşamaya çalışırken yokluğunda
Bakışların hala aklımda



ESKİ SEVGİLİYE

Şehirlerarası bir yol ve çalan ayrılık şarkıları
Yıllardır bana seni çağrıştırıyor seni hatırlatıyor
Ne yapsam bakışların bir türlü aklımdan çıkmıyor
Sen oluveriyor uzaktan gözüken köy ışıkları

Sonu gelmeyen bir yol gibisin sen benim için
Sevgini de istemiyorum artık iki sene önceki
Unutmalıyız senin de dediğin gibi maziyi
Çıkmalı aklımdan o bir kaç günkü güzel sözlerin

Uzun bir dönem hayatıma hep sen yön verdin
İlk senin tenine dokundum dokunulmuş olsa da
Verdiğin tadı vermedi başkaları hayatıma
Önce bana yüz verdin ama sonra çektin gittin

Artık ne tenine dokunmak istiyorum senin
Ne de dudaklarını hissetmek dudağımda
Artık sadece görmek istiyorum karşımda
Unuttun ama müptelasıyım ben muhabbetinin



Bekleyenler İçin


Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir siyah saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Her şey bana seni hatırlatıyor
Gökyüzüne baksam
Gözlerinin binlercesine görürüm
Bir rüzgar değse yüzüme
Ellerini düşünmeden edemem
Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
Tadı senden gelir
Yediğim yemişlerin
İçtiğim içkilerin
Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
Bu emsalsiz hüzün
Seni beklediğim içindir

Resmine bakamaz oldum
Uykulardan korkuyorum artık
Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
Şu ayna karsısında güzelliğini seyretmeni
Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada

Ve şu saat geldiğin anda
Durabilir sevincinden
Zaman çıldırabilir
Çünkü benim dünyamda
Ölümsüzlük, seni sevmek demektir
Bir çocuk dogmayı bekler
Bir ağır hasta ölmeyi
Bitkiler yağmur ve güneşi bekler
Yalnız bir kadın sevilmeyi
Ve düşün ki bir adam
İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi
Seni bekler
Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

Sen gelinceye kadar
Pencerem kapalı duracak
Rüzgar gelmesin diye
Artık perdeleri açmayacağım
Gün ışığı girmesin diye
Sonra kahrolacağım
Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta
Ve günlerce gecelerce haykıracağım
Nerdesin diye, Nerdesin?
Bir gün bu kapıdan sen gireceksin
Biliyorum
Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek
Yıllarca sonra
Öldüğüm gün bile gelsen
Butun bu bekleyişimi ve olduğumu unutup
Çocuklar gibi sevineceğim
Kalkıp sarılacağım ellerine
Uzun uzun ağlıyacağım

Ümit Yaşar Oğuzcan
 
Son düzenleyen: Moderatör:
#8
yeniden denemelere gebe
kutsal bir şans gibi
bırakmaktansa
açık
tüm yollarımı
sana çıkan
birden
bir sonu seçtim
ben
içinde
seni bulundurmayan

ben
ki yani şimdi o gitti senle,
sessiz bir vedayı
seçtim
karanlığında bir gecenin
hiç mahal vermeden
öksüz bir vuslata
ben
senle,
senden gittim



sayıklamalardayım
saklanmalardayım
sensizlikten
yorgun bir çığlık yankılanır
eski bir şarkının nakaratı mırıldanılır
kaldırmlarında ölü kentimin
hastalıklı bir sevda
gönlümde debelenir durur
sayıklamalardayım ismini
saklanmalardayım sensizlikten
gel bul beni
oku aklımda geçenleri
konuşmaya vaktim kalmadı
anlatmaya takatim
gel hadi
yeniden
sev beni


Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin
tekkede manastırda eremezsin
Bir kere gerçekten sevdin mi dünyada
Cennetin Cehennemin üstündesin


direnmekte
sevdam
tüm
barikatlarında
ölümüne direnmekte
olanca sosyal yapısını
alaşağı etmekte
devrimler bitmekte beynimde
taptaze rejimler
sonra
sonra
sımsıcak bir gülüş
deli gibi
çekelemekte
delmekte
öksüz kabuğunu yaramın
mutsuz bir adam
tek kağıtlık
sigarasından
sonsuz bir nefes çekmekte
can çekişmekte
sağda solda
saadetler
ve hergün biraz daha
hergün bir daha
ölmekte
bu adam
sendeki sensizlikte
 
Son düzenleyen: Moderatör:
#9
AŞK HAYATI

sevmek gibi geliyordu her şey,
sevmek gibi gidiyordu kadın
adının anlattığı, canın teni yakmasıydı,
bir bulut evet ama aslolan
bulutun suyu yağmasaydı

"bir insanı sevmekle başlıyordu her şey"
ve boşanmak için
en az iki şahit gerekiyordu!

Yılmaz Erdoğan


ASK

Simdi sen kalkip gidiyorsun Git
Gozlerin durur mu onlar da gidiyorlar Gitsinler
Oysa ben senin gozlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugun iyi uyanmistik
Sevgiyeydi ilk acilisi gozlerimizin sirf onaydi
Bir kus konmus parmaklarima uzun uzun otmustu
Bir sevismek gelmis bir daha gitmemisti
Yoktu dunlerde evvelsi gunlerdeki yoksullugumuz
Sanki hic olmamisti

Oysa kalbim iste suracikta carpiyordu
Surda senin gozlerindeki bakimsiz mavi, guzel lafli Istanbullar
Surda da etin cogaliyordu dokundukca laflarin dunyalarin
Oyle duzeltici oyle yerine getiriciydi ki sevmek
Ki Karakoy koprusune yagmur yagarken
Biraksalar gokyuzu kendini ikiye bolecekti
Cunku iki kisiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saclarini islatmaya
Bir dilim ekmegin bir iki zeytinin basinaydi doymamiz
Seni bir kere opsem ikinin hatiri kaliyordu
Iki kere opeyim desem ucun boynu bukuk
Yuzunun bitip vucudunun basladigi yerde
Memelerin vardi memelerin kahramandi sonra
Sonrasi iyilik guzellik

Cemal SÜREYYA
 
Son düzenleyen: Moderatör:
#10
Vefasızmışsın
Ne kadar ağladım geceleri senin için
yinede sana göre ben bir hicim
ne istedin de yapmadim?
senin dayanilmaz kahrina katlandim

canimi iste, verirdim sana
bir tek seni seviyorum desen bana
gururumu serefimi cignettirdim seni sevdigimden
sen ise kurtarmadin beni kederimden

dünyam basima yikildi, gercegi ögrenince
bunlarda mi basima gelirmis, birini sevince?
ne yaptimda sana, beni böyle cezalandiriyorsun?
seviyormus gibi yapip aldatiyorsun

felegi suclayamam, kendi kaderimi kendim cizdim
bile bile senin gibi vefasizi sectim
kalbime degilde aklima uysaydim sanki, ne olurdu?
Bari hikayem güzel son bulurdu


delisiyim;
ölgün gecelerin,
sebepsiz susmaların,
kaynağı sen olan
acıların
köşebaşına
sanki daha bir inatla
daha bir bardaktan boşalırcasına
ağlarcasına
yağan yağmurun
öksüz bir çocuğun delisiyim
hiç ağlamayan
ve mesken tutmayan
köprüaltlarını
düşünmeyen
bir kızın
delisiyim yarınını
bir bakışı
en halsiz külleri
bile yeniden
alevlendirecek
bir kızın delisiyim
yüreğim
ah yüreğim
nerdesin
 
Son düzenleyen: Moderatör:
#11
nerelerdeysen
çık gel artık
bir lodostur
ki eser
üşütür
kalbimin
en sensiz köşelerini,
bir suçsuz adam
vurulur
düşer olduğu yere
yatar
ve adı yazılır
gazetelere
belli saatler
sonrası kent yasak
ama sen neredeysen
çık gel
yeter
bir adam bekler
sukutlar da vurulur
yere düşer
temyize kapalı olsun bu dava
vuslatlara beraatler


senden
daha da güzel
birşey olma ihtimalini
baştan
yoksaydım ben
tüm önyargımla seviyorum
seni
ve birtakım sesler
duyuyorum
öksüz bir kentinden kalbimin:
yanıyorum
bütün rejimleri devriliyor
beynimin
devrimler çaresiz kalıyor
yasak bir şarkı çalıyor
sen susuyorsun
aydınlatacakken bir kelimen
içimdeki bu iflah olmaz karanlığı
susuyorsun
sallıyorsun hançerini
ve hiç acımadan
açıyorsun en derin yaramı
ne var ki faydasız
ben seni koşulsuz sevdim
önyargısız
bilmiyorsun

Eğer

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer
dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer
yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer
korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer
okadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer
daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer
çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğerYerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer
düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer
su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer
rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer
o büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer
o kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer
bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer
kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer
anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer
uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer
ıssız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer
yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer
inanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer
gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer
ıssızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer
sen gittikten sonra yalnız kalacağım
yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse
evet Sevgili,
kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!

CAN YÜCEL
 
Son düzenleyen: Moderatör:
#12
Bilseydim Sever miydim?


Bilseydim;
hep böyle sessiz kalır bu şehir sensiz?
hep böyle hüzün kokar geceler?
hiç hayal kurar mıydım

bilseydim ayazda öksüz kalır düşlerim
kar yağar hep gönül şehrime
semtine uğrar mıydım?

bilseydim yaralı bir tren ömür
her durakta seni arayacağım
bulutlandığında gözlerim
içimde umutlar besleyip
rüzgarlara soracağım

bilseydim kırılır kolum kanadım sen giderken
bilseydim göz göz olur yüreğim seni beklerken!
bilseydim üşür ömrümün goncası seni özlerken
sana gönül verir miydim?
sevgilim der miydim?

Bilseydim;
üşürüm hep sensiz geceler de
nemli kirpiklerle sarılıp yastığa
her gece ah çeker miydim?
Leyla’sını yitirmiş mecnun misali
aşk çölünü bekler miydim?

her yandığında yüreğim
sevgiye, şiire, sığınır mıydım?
dolanır mıydım kördüğümlere?
yarasalar uçurur muydum kör karanlığa
kahrolur muydum aşk için?

Bilseydim;
özlemin adıdır yazılan şiir,
biraz sancı, biraz acı
her seven biraz Mecnun
her sevdanın sonu ayrılık

ve bilseydim nankördür aşk
sana kalbimi verir miydim?
seviyorum der miydim?

Bilseydim;
bir ömür hep seni bekleyeceğim
üşüyen yaralarımla hep seni özleyeceğim
mevsimlerin koynunda yaralı kalır kır çiçeğim
kahrını çeker miydim?
büker miydim boynumu

Bilseydim;
özler miydim seni
yollarını gözler miydim
kurar mıydım onca hayal
boynumu büker miydim
uğruna gözyaşı döker miydim

Bilseydim;
kırık bir dal yalnızlığı ömür
karalar bağlar mıydım aşk için?
bulut olup ağar mıydım
yağmur olup yağar mıydım
öksüz çocuklar gibi mahzun ve biçare
oturup bir köşede gizli gizli ağlar mıydım




Nuri CAN
 
Son düzenleyen: Moderatör: