FikirLer ve TercihLer (ALbert EINSTEIN) Kitap Özeti

NeslisH

Özel Üye
#1
Sponsorlu Bağlantılar
I.BÖLÜM

FİKİRLER VE TERCİHLER

1. KAYIP CENNET
17. yüzyılda Avrupa’da alimler ve sanatçılar ortak bir ideale sahipti. Politik olaylardan etkilenmiyordu. Milliyetçilik akımları bu birliği yok etti. Kültürel birlik bozuldu. Bugün Avrupa’daki ilişkilere kayıp cennete bakar gibi bakıyorum.

2. AMERİKAYA AİT İLK İZLENİMLERİM
- Teknoloji ve organizasyon alanlarında üstünlüğü var.
- Amerikalılar hayata neşeli ve olumlu bakıyorlar
arkadaş canlısı
kendine güvenen
iyimser ve kıskanç değiller.
- “Ben” değil “biz”e daha çok önem veriliyor.
- Amaçları ve geleceği için Avrupalılardan daha çok çalışıyor.
- Örf ve adetlerine daha çok bağlı.
- İş birliği ve iş gücünün bölünmesi Avrupa’da olduğundan çok daha kolay ve pürüzsüz olmaktadır.
- Zenginlerin sosyal vicdanları daha çok gelişmiş durumda
zenginliğinin ve enerjisinin geniş bir bölümünü halkın kullanımına sunmaktadır.
- Zenginliğin
mutlu ve tatminkar bir hayat için gerekli olmadığının farkındalar.
- Görsel sanatlar ve müzik
bu milletin hayatında Avrupalılarınkinden çok daha az bir yer kaplıyor.
- Amerika’nın araştırmadaki başarısı
zenginliğinin yanında
kendini işe adama
sabır
yoldaşlık ruhu ve işbirliği yeteneklerinin çok büyük payı var.
- Halkı uluslararası sorunlara fazla ilgi göstermiyor.

3. AMERİKAN KADINLARINA CEVAP
Einstein’ın Amerika ziyaretini protesto eden bir kadın grubu için
Einstein hoşgörülü davranır ve kadınlar için güzel cins diye bahseder.

4. DÜNYAYI NASIL GÖRÜYORUM ?
- Basit ve gösterişsiz bir hayat
her nevi fiziksel ve ruhsal sağlığa yararlıdır.

- İnsanın özgürlüğüne inanmıyorum. İnsan sadece dış baskılar altında değil
aynı zamanda iç gerginliklerle de karşı karşıyadır. Tanrıya şükür gereklidir.
- Hayatı daha neşeli karşılamamda ülküm “iyilik”
“güzellik” ve “doğruluk” olmuştur.
- Benim politik ülküm demokrasidir. ABD bu yolda epey ilerlemiştir.
- Kişiler sürü hayatı yaşamamalıdır. Kişi sürüde iken
düşünce ve duyguda kalın kafalı olur.
- Yaşayabileceğimiz en güzel şey “gizem”dir. Dinlerin ortaya çıkmasının nedeni gizemin yaşanmasıdır.

5. HAYATIN ANLAMI
Kendi hayatını ve diğer canlıların hayatını anlamsız olarak niteleyen bir insan sadece mutsuz değil
aynı zamanda yaşamaya değer de değildir.

6. ZENGİNLİK ÜZERİNE
Dünyadaki herhangi bir zenginliğin insanlığı ileriye götüreceğine inanmıyorum. Para sadece bencilliğe hitap eder ve kötüye kullanılması kaçınılmazdır.

7. TOPLUM VE KİŞİLİK
Toplumun ileriye gitmesi
bireylerin bağımsızca düşünebilmesine ve özgürce hareket etmelerine bağlıdır. Toplumun sağlığı
içinde sosyal ilişkiler yaratan bireylerin bağımsızlığına son derece bağlıdır. Bireyler
enerjisinin çoğunu kişiliğinin gelişmesine yöneltmelidir.

8. BİR ELEŞTİRMENE TEBRİK
Kişinin olayları kendi gözü ile görmesi
günün modasına yenik düşmeden hissedip tatması ve şık bir cümle ile ifade etmesi ne kadar harika değil mi?

9. ÖZGÜRLÜK ÜZERİNE
Sürekli ve bilinçli bir şekilde kişinin iç ve dış özgürlüğü desteklenirse
ruhsal gelişme ve mükemmellik elde edilir.

10. İNSAN HAKLARI
- Kabul edilen insan haklarından önce birey için şu isteklerin yerine getirilmesi lazımdır;
- Bireyin hakkına devlet veya başka bir birey tarafından tecavüz edilmemeli

- Çalışma ve emeğinden yeterli para kazanmalı

- Tartışma ve eğitim özgürlüğüne sahip olmalı

- Kendisini yöneten hükümetin çalışmasına katkıda bulunabilmeli

- Birey
yanlış ve zararlı bulduğu faaliyetlerden kaçınabilme hakkına sahip olabilmelidir.

11. DİN ÜZERİNE
İnsanoğlu başlangıçta Korku dinine sahipti. Daha sonra Ahlaksal dine yönelmiştir. Toplumsal hayatın ilerlemesiyle ahlaksal din baskın çıkmaya başlamıştır. Bu tür dinlerden sonra evrensel din duygusu ortaya çıkmıştır. Evrensel din duygusunun
bilimsel araştırma için en güçlü ve en acil dürtüyü oluşturduğuna inanıyorum. Kendilerini bilimsel araştırmaya adayan çoğu bilim adamında bu duygu mevcuttur. (Kepler
Newton gibi)

12. BİLİM VE DİN
Geçmişte
bilim adamları ile din adamları arasında çetin mücadeleler mevcuttu. Örnek olarak kilisenin Galileo ve Darwin’in düşüncelerine verdiği mücadeledir. Bilim ve dinin dünyaları kesin çizgilerle ayrılmış olmasına rağmen bu ikisi arasında güçlü ortak ilişkiler ve bağımlılıklar vardır. Din amacı belirliyor olabilir fakat bu amaca ulaşmanın yollarını bilimden öğrenebiliriz. Bilim
din olmadan ek******
din ise bilim olmadan kör.

13. DİN VE BİLİM : İKİ ZIT KUTUP MU?
Bilimsel çıkarımların
dini veya ahlaki ölçülerden tamamen bağımsız olması çok doğrudur ama bilim dünyasında çok büyük başarıları olan kişilerin hepsi
yaşadığımız dünyanın mükemmel olduğunu ve bilgiye mantıkla ulaşma eğilimini yansıtan gerçek dini inanışla donanmışlardı. Eğer dini doyum olmasaydı
bilim adamında kendini adama ve dur durak bilmeyen bir yöneliş olmazdı.

14. AHLAKİ KÜLTÜRE DUYULAN İHTİYAÇ
“Ahlaki Kültür” olmadan insanlık için hiç bir kurtuluş yoktur. Bu kültürden yoksun bilim
bizi kurtaramaz.

15. EĞİTİM VE DÜNYA BARIŞI
Gençliğe
barışçı eğitim mantık yolu ile verilmelidir. Gençliğe askeri ruh aşılama gereği duyulmamalıdır. Askeri savunma yolları uluslararası olmalıdır. Uluslararası birlik ruhu güçlendirilmeli
okullarda uygarlığın gelişimi anlatılmalı
emperyalist ve askeri başarılardan söz edilen fikirler verilmemelidir.

16. EĞİTİM ÜZERİNE
Okullarda eğitimin amacı
genç insana uzmanlıktan ziyade uyumlu bir kişilik kazandırmak olmalıdır. Özel bilgi değil
bağımsız düşünme ve yargı kabiliyetinin gelişmesine önem verilmelidir. Eğer bir kişi konusunun temellerini biliyorsa ve bağımsız olarak düşünüp çalışabiliyorsa
kendi yolunda ilerleyebilecektir.

17. KLASİK EDEBİYAT ÜZERİNE
Bir yüzyılda aydın kafalı
ileri görüşlerü ve zevk sahibi ancak birkaç insan çıkar. Ortaçağ insanlarının neredeyse beşyüz yıl hayatlarını karartan batıl inançlardan ve cehaletten yavaşça sıyrılmalarını yalnızca birkaç yazara borçluyuz.

18. İNSANOĞLUNUN GELECEĞİNİ GARANTİLEMEK
Zincirleme nükleer reaksiyonların keşfi
kibritin keşfinden fazla bir zarar getirmemelidir insana. Biz elimizden geldiğince onun suistimal edilmesini engellemeliyiz.
Sosyal açıdan değerli olan her eylem içsel bir tatmin verir ama maaşın bir parçası olarak kabul edilemez. Öğretmen kendi içsel tatminiyle çocukların karnını doyuramaz.

19. BAĞIMSIZ DÜŞÜNCE İÇİN EĞİTİM
Bir insana uzmanlık eğitimi vermek yeterli değildir. Bu şekilde yararlı bir makine olabilir ama kişiliği uyum içinde gelişmiştir; insan olamaz. Öğrenci insanlarla ve toplumla iyi bir ilişki kurmak istiyorsa insanların dürtülerini
yanılsamalarını ve acılarını anlamayı öğrenmesi gerekir.



II.BÖLÜM

POLİTİKA
HÜKÜMET VE BARIŞÇILIK ÜZERİNE

1. ÜRETİM VE ALIM GÜCÜ
Üretim ve alım gücü arasında oluşan sorunların doğal çözümleri bana göre aşağıda sıralanmıştır.
a. Endüstrinin her dalı için çalışma saatlerinde resmi azaltma uygulaması
işsizlikten kurtulunması ve bazı ürünler için toplumun alım gücünün en düşük maaşa uyarlanması açısından gereklidir.
b. Fiyat seviyesini sabit tutmak ve finansal standartı kaldırmak için kredi miktarının ve piyasadaki paranın kontrol altında tutulması.
c. Kartellerin oluşmasına ve tekeller tarafından serbest piyasadan çekilen bazı malların fiyatlarına resmi sınırlar getirilmelidir.

2. SİLAHSIZLANMA
Gelişmiş insanlığın kaderi
ahlaki değerlere her zamankinden daha bağlıdır. İnsanlar silahlanmayı sınırlayarak ve savaş yöntemlerine kısıtlayıcı kurallar koyarak tehlikeyi azaltmaya çalışıyorlar. Fakat savaş
oyuncuların kurallara sıkı sıkıya bağlı kaldıkları bir salon oyunu değildir. Yaşam ve ölüm söz konusu olduğunda
kurallar ve mecburiyetler bir kenara itilir. Burada işe yarayacak tek şey bütün savaşların tamamıyla reddedilmesidir. Silahsızlanma üzerine anlaşmalar yapılmalıdır. Sadece anlaşma yapmak da hiçbir güvenlik getirmez. Zorunlu hakemlik
bir yargı organı tarafından desteklenmeli ve katılan ülkeler tarafından garanti verilmelidir. Sağlıksız milliyetçiliğin kaynağı olan zorunlu askerlik hizmetine karşı savaşılmalıdır ve en önemliside kendini bu konuya adamış muhalifler uluslararası düzeyde korunmalıdır.
Kısa sürede sistemli silahsızlanma
sadece hükümetlerden bağımsız bir hakemler birliğine dayalı olarak bütün milletlerin her bir milletin güvenliğini garanti ederek bir araya gelmesiyle mümkündür. Bütün ülkelerin hakemler kurulunun yalnız kararlarını kabul etmekle değil
onları yürütmeye koymakta da koşulsuz sorumluluğu gerekir.

3. BARIŞ PROBLEMİ
Silahsızlanmayı ve savaş ruhunun aleyhindeki mücadeleyi devlete bırakmamalıyız. Bu mücadele
ancak cesur ve güçlü inançlara sahip kişilerin vicdani redleri ile kazanılabilir. Bu
yasadışı fakat aynı zamanda vatandaşlarını suça iten bir devletin vatandaşların hakları için verilen bir mücadeledir.

4. KADINLAR VE SAVAŞ
Bence milliyetçi kadınlar bir sonraki savaşta erkeklerin yerine cepheye gönderilmelidir. Ayrıca bu narin cinsin kahramanca duyguları neden savunmasız siviller yerine daha çarpıcı hedeflere yönelmiyor?

5. ETKİN BARIŞÇILIK
Ordular var oldukça
herhangi bir ciddi bir anlaşmazlık savaşa sebeb olacaktır. Milletlerin silahlanmasına karşı etkin olarak savaşmayan barışçılık etkisizdir ve öyle kalacaktır.
Halkların vicdanı ve duyarlılığı uyandırılırsa
insanların geriye baktıklarında savaşı atalarının anlaşılmaz bir hatası olarak niteleyecekleri yeni bir hayat devresine erişebiliriz.

6. NÜKLEER SAVAŞ VE BARIŞ
Atom bombasının olduğu bir savaşta medeniyetin silineceğine inanıyorum. Atom bombasının sırrı; ABD
İngiltere ve Rusya tarafından kurulan bir “DÜNYA HÜKÜMETİ” ne verilmelidir. Birleşik Devletler ve İngiltere
atom bombasına sahip olduğu ve Sovyetler Birliği olmadığı için Sovyetler Birliğini Dünya Hükümeti’nin ilk tasarısını hazırlamalı ve sunmak için davet edilmelidir. Böyle bir organizasyon
Rusya’nın güvensizliğini gidermede yardımcı olacaktır.
Dünya Hükümeti’nin zulmünden korkuyor muyum? Tabii ki korkuyorum. Fakat savaşların olmasından daha fazla korkuyorum. Rusya böyle bir hükümete katılmazsa
katılması için her zaman açık kapı bırakılmalıdır.

7. ASKERİ ZİHNİYET
Günümüzde askeri zihniyet
daha önce olduğundan çok daha tehlikelidir
çünkü saldırma silahları savunma silahlarından daha güçlü bir hale gelmiştir.

8. RUS AKADEMİSİ ÜYELERİ İLE MEKTUPLAŞMA
AÇIK MEKTUP : DR. EİNSTEİN’İN YANLIŞ FİKİRLERİ

Dr. Einstein’in taraftar olduğu “ DÜNYA HÜKÜMETİ” fikri
modası geçmiş ve hatta “tepkisel bir fikir” olarak ortaya çıkmıştır. Dünya Hükümeti kurulsa bile
bu hükümet dünyanın kapitalist tekellerine hizmet edeceği açıktır. Kaderin cilvesiyle Einstein
uluslararası birleşmenin ve barışın en büyük düşmanlarının plan ve ihtirasların neredeyse bir savunucusu haline gelmiştir.

ALBERT EİNSTEİN’IN CEVABI
“Dünya Hükümeti” fikrini amaç edinen diğer insanların aklında ne olduğu beni ilgilendirmez. Savaşı önlemede başka bir kurtuluş yolu yoktur. Toplu yıkımı engelleme amacının diğer bütün amaçlara göre önceliği olmalıdır.

9. AYDINLARA MESAJ
Bugün birçok ülkenin aydını ve öğretim üyesi olarak
omuzlarımızda büyük ve tarihi bir sorumluluğu taşıyarak buluştuk. Amacımız
barışı ve güvenliği dünya çapında yaymak için bilge insanların etkilerini kullanmaktır. İnsanların sorunlarını çözmek için
ilkel içgüdülere ve ihtiraslara yönelmek yerine
mantığa ve sağduyuya başvurmak gerekir. İnsanoğlunu akla sığmayacak yıkım ve ahlaksızca yok edilme tehlikesinden ancak büyük bir askeri güce sahip uluslararası bir kurum kurtarabilir. Böyle bir kurumun kurulması için zamanımız çok az
eğer bir şeyler yapacaksak derhal şu an yapmalıyız.

10. SOSYALİZM
İnsanoğlu
toplumsal amaçlarla bezenmiş bir eğitim eşliğinde sosyalist ekonominin kurulması ile refaha kavuşacağımıza inanıyorum. Ancak planlanmış bir ekonominin bireyi tamamen köleleştirmesiyle yürümesi olasıdır. Birey böyle bir duruma düşürülmemelidir.
Sosyalizmin başarılması
çok güç sosyo-politik unsurların çözümünü gerektirir. Sosyalizmde politik ve ekonomik güç yaygın şekilde merkezileşir. Bu durumda da bireyin haklarının korunması ve bürokrasi gücüne karşı koymak zorlaşır. Demokrasinin dengeleyici gücünü sağlamak zordur.



III.BÖLÜM

YAHUDİ HALKI ÜZERİNE

1. DEVLET BAKANI PROFESÖR DR. HELİ PACH’A MEKTUP
Yahudi’ler sadece dinle değil
kan ve geleneksel bağlarla birbirlerine bağlıdır. Ben bir Yahudi olarak
Yahudi’lerin aşağılandığı
hor görüldüğü alay edildiğini bizzat gördüm.
Yahudi’lerin trajedisi
belirgin bir tarihsel geçmişleri olmasına rağmen
onları bir arada tutacak bir topluluk desteğine sahip değillerdir. Milli bir yuvaları yoktur. Çalışmalarımızı
Filistin’de Yahudi’ler için bir merkez oluşturma yönünde yoğunlaştırmalıyız.

2. YAHUDİ TOPLUMU
Yahudi toplumunun milli bir yuvaya kavuşması için
kadere boyun eğmek yerine
Yahudi’lerin refahına sadık kalmak için çok çalışmalıyız. Halkımızın varlığı ve kaderi dış faktörlerden çok bize dayanır. Yaşam yolunda birşeyleri feda etmek fazilettir.

3. FİLİSTİN’DE YENİDEN YAPILANMA ÜZERİNE
Yahudi halkının birleşen enerjisi
Filistin’de çok başarılı ve yapıcı bir iş çıkardı. Yahudi’ler ve Arap’lar arasında tatminkar ilişkiler kurmak İngilizlerin değil bizim işimizdir. Ortak amaç için yaptığımız her şey sadece Filistin’deki kardeşlerimiz için değil
aynı zamanda bütün Yahudi halkının iyiliği ve onuru içindir.
Tarih bize Filistin’i kurmak için etkin işbirliği şekli altında büyük ve asil bir görev verdi. Siyonist liderler ve ırkımızın seçkin üyeleri bu amacı gerçekleştirmek için bütün güçleriyle işe koyuldular.

4. ÇALIŞAN FİLİSTİN
Siyonist kurumlar arasında “Çalışan Filistin” orada yaşayan çok değerli bir grup insanın gerçek çıkarı için çalışmaktadır. Yani kendi elleriyle çölleri verimli yerleşim alanlarına dönüştürmektedirler. Bu işçiler bütün Yahudi halkı arasında gönüllü olarak güçlü
güvenilir ve bencil olmayan insanlar arasından seçilmişlerdir.
Filistin
bütün Yahudi’ler için bir kültür merkezi olacaktır. Zalimce ezilenlerin sığınacağı bir yer
aramızdaki iyiler için hareket alanı
birleştiren bir ülkü ve bütün dünyadaki Yahudi’lerin ruh sağlıklarını kazanmaları için bir araç olacaktır.

5. SİYONİZM’E BOZCUMUZ
Siyonist hareket
toplum duygusunu geri getirmiştir. İnsanların avunduğu beklentileri bir yana iterek verimli bir iş yapmıştır. Filistin’deki bu verimli iş
ihtiyaç içinde kardeşlerimizin büyük bölümünü kurtarmıştır.

6. YAHUDİ’LERDEN NEDEN NEFRET EDİYORLAR ?
Yahudi aleyhtarlığı şu falb örneği ile açıklanabilir.
Çoban ata şöyle seslenir: ”Dünya üzerindeki en asil yaratık sensin
o hain geyik olmasaydı sen mutlu bir hayat geçirirdin. Geyik senden daha hızlı olduğu için
o ve kabilesi bol bol su içerken
sen ve senin tayların susuzluğa terk edilmektedir. Ben bilge ve rehberliğim ile seni ve senin cinsini kurtaracağım.” At ise bu öneriyi geyiği kıskandığı için kabul eder. Burada at halkı
çoban halkı yöneten kişileri
geyikte yahudi halkını temsil eder.
Bu yüzden yahudi halkına nefret ve kıskançlık duyulmaktadır.