Güneydoğu Anadolu bölgesi manileri - Güneydoğu Manileri

#1
Sponsorlu Bağlantılar
Güneydoğu Anadolu bölgesi manileri

Güneydoğu Anadolu bölgesi Mardin Manileri

Tane tane üzümsün
Benim iki gözümsün
Sanma ki unutmuşum
Gece gündüz sözümsün.

Arpa ektim iz iken
Topladım temiz iken
Gel yarim sarılalım
Ortalık sesiz iken

Ağızları kaparım
Sanma yoldan saparım
Amca oğlu ne imiş
Sevgilime taparım

Ak yarim, çağla yarim
Hem gül, hem ağla yarim
Sonunda kavuşmak var
Bana bel bağla yarim.

Alçacık duvardayım
Herkesten hovardayım
Nerde bir güzel görsem
Gece gündüz ordayım
 

#2
Güneydoğu Anadolu bölgesi Batman manileri

Ekmek atlı ben yaya Bülbülem bağ gezerem
Yetişmek kaldı Allah’a Mecnunam dağ gezerem
Anna bedduanı al geri Seksen yerden yaram var
Biraz da yalvar Allah’a El bilir sağ gezerim


Ben bir bahtsız dilberim Bu dağlar bele bağlar
Hem ağlar hem giderim Hayasız arsız bağlar
Kaynana çok sevinme İşte ben gider oldum
Oğlunu alıp giderim İşte siz işte bağlar


Dicle boyu sazlıktır Bülbülem hava bilmem
Ablam sana aşıktır Dertliyem deva bilmem
Oğlan yine bilmezsin Bana bir sevda gelmiş
Geçtiğim yollar taşlık Başımdan sava bilmem


Dicle geçit vermez Bahçede barksız adam
Mezrabota ovası Aynasız yarsız adam
Sevda başımdan gitmez Kalaysız kaba benzer
Yaram gönül yarası Dünyada yarsız adam


Koyun sağar berivan Bu dağı aşam dedim
Sevdiğini düşlerken Aşam dolaşam dedim
Bahar çiçekleri ile Bir vefasız yar için
Boynu bükük beklerken Aleme paşam dedim


Oğlan kızı gördükçe Bayıra serdim kilim
Tutulmuş dilleri Gel otur benim gülüm
Gözleri kör olurmuş Ne dedim ne söylerim
Bilmezmiş kimseleri Lal olsun benim dilim
 

#3
Güneydoğu Anadolu bölgesi Urfa manileri

Koyınlar kuzliyanda
Yaralar sızliyanda
Ben seni nerde bulım
Göynım arzuliyanda
Bu dörtlüğün ayaklı ve cinaslı olmaması ve her mısranın aynı güçte olmaması zaten dikkati çekmektedir.
Urfa’da söylenen mani ve hoyratların özelliği 6 mısradan oluşanlarının da varlığıdır.

Kara beni
Üzınde kara beni
Ataş beni yahmazdı
Yahtı bir kara beni
Gece gündüz yanarım
Yatırın kara beni
Kara gözler
Humardır kara gözler
Yar biye güman etmiş
Taha da kara gizler
Gemim deryada kaldı
Kaptanı kara gözler

Urfa mani ve hoyratlarının konuları ise aşk gurbet yiğitlik alay ölüm evlenme hikmet özlem ve doğadır. Bu konular her manide ve hoyratta değişik açılardan işlenir. Hoyrat ve mani okuyanların (söyleyenlerin değil) repertuarları oldukça geniştir.
Mani ve hoyratların daha önce belirtildiği üzere belki bir makamı yoktur. Fakat bazı hoyratlar bazı makamlara yakışmalarından bir alışkanlıkla mesnevi isfahan nevruz beşiri gibi aynı makamlarla okunmaktadır. Hoyrat ve mani icrası yüksek ve yanık bir sesle yapılır.
Özellikle şehrin güneyinde meydana gelen gecekondulaşma olayından önce var olan mağaralarda kesmelerde Ehber’de Merkefe’de bahar aylarında hoyrat eksik olmazdı. Zaman zaman mağaradan mağaraya hoyratla seslenilir mağaradan mağaraya mesaj iletilirdi. Söz gelimi tuz isteme birini çağırma çiğköfte veya peynirli helva isteme gönderme gibi haberleşmeler hoyrat aracılığıyla yapılırdı. Bir tuz isteme hoyratı:

Yaz yolla
Bahar yolla yaz yolla
Çiğ köfte hamur oldı
Kardaş bize duz yolla
Aynı hoyratın;
Yaz yolla
Bahar yolla yaz yolla
Kebap yandı köz oldı
Kardaş bize duz yolla
biçiminde bir varyantı da vardır.
Urfa hoyrat ve manilerinin üzerine yapılan tartışmalardan biri de yazıya nasıl geçirileceğidir. Akademik çevreler ulusal kültürün bütünlüğü için bunların normal Türkçeyle yazıya geçirilmesini istemektedir. Ancak bir kültür mozayiğinin apayrı bir rengi olan Urfa ağzının unutulmasına ve ölümüne göz göre göre razı olmak anlamına gelen bu yöntemi kabullenmek bize kelimenin tam manasıyla “giran” gelmektedir.
İşte size birkaç özgün örnek:

Nahana mı
Yarpız mı nahana mı
Heste heberi geldı
Esseh mı mahana mı
Sürme göze
Yakışır sürme göze
Sürmeye mabal attım
Aman ha sürme göze
Rahtı bıdır
Çiftemin rahtı bıdır
Gettiy amma gelmediy
Ayrılıh vahtı bıdır
Mert nerde
Namert nerde mert nerde
Namerdı bi yana koy
Mühbe olmayın merde
Suyı tasla aşladım
Dövmelere başladım
Kapıdan sesi geldı
Tıtremağa başladım
Kınıfıriy has mıdır
Sahsı mıdır taş mıdır
Dar yere düştım bögın
Keder mıdır yas mıdır
Çapıtta durır bastıh
Onbeş yaşına bastıh
Her gişiye varmanıh
Biz Kur’an’a el bastıh
Aya damlar
Yaldızlar aya damlar
Seher üzını açtı
Sebbehtir ay adamlar
Ağam benim
Birdımış ağam benim
Benim mehle şeniğim
Derdim dağdağam benim
Maşarayda ne’ne var
Sözleriyde me’na var
Eliyden çoh çekmişem
Üz astiy gene ne var
Yazı benim
Hat benim yazı benim
Ardımdan ağlamayın
Bı kara yazı benim
Bağlarında mayana
Suyı verdim o yana
Demirden ürek ister
Bı sözıme dayana
Al alma dörd olaydı
Yiyene derd olaydı
Bı almanın sehebi
Sözine merd olaydı
Kişe tavuğım kişe
Başıya bitler düşe
Fransız kuyu eşmiş
İnşallah gendi düşe
Kulıyam
Kurbanıyam kulıyam
Mevlam kulım demezse
Ya ben kimin kulıyam
Altın tasın kenarı
İçine kırdım narı
Tuttım ecele verdin
Sırma buyıhlı yarı
Alma yanı
Kızarmış alma yanı
Nasıl kebre koyarlar
Mırazın almayanı
Bala ben
Düştim haldan hala ben
Çöp yığdım yuva yaptım
Uçurmadım bala ben
Uyah geldim
Yatmadım uyah geldim
Ömür der bin yaşadım
Göyil der bayah geldim
Ağlama naçar ağlama
Gündür geçer ağlama
Bı kapi örten Mevlam
Bi gün açar ağlama
Aldadi
Dünya bizi aldadi
Altında bi tas zéher
Üsti verir bal dadı
Her ayından
er yılın her ayından
Günde bi ker düşer
Ümrımın serayından
Gamda gül
Gamda bülbül gamda gül
Nadanlar her gün güler
İgıd isey gamda gül
Bahçada yeşil hiyar
Boyı boyıma uyar
Ben dedim gizli sevim
El arıftır tez duyar
Urfa’da inci tutar
Dolanır genci tutar
Bi can bi canı sevse
Alemi sancı tutar
Kınıfır ezenım yoh
Taslara süzenim yoh
Yıhılsın babam evi
İçinde gezenım yoh
Dam üstinde fotraf
Gelin kızlar otırah
Otırmahtan ne çıhar
Gelin olah kurtılah
Ağ çuha kara çuha
Çuhanın dibi yuha
Ne söledim huylandi
Vay benim gözüm çıha
Bahçıya serdim halı
Boyı kınıfır dalı
Gören maşallah desin
Kimin var bele yarı
Gör bı dağın başını
Topla çağıl daşını
Ele bi öksemişem
Kaynımın kardaşını
Ay doğar bedir
Allah Bı sevda nedir
Allah Ya yara bi merhamet
Ya biye sabır Allah
Beyaz ağıl balıyam
Kardaş ben Urfalıyam
Canım çıhsa vazgeçmem
O yara sevdalıyam