Kumaş Çalan Terzi

#1
Sponsorlu Bağlantılar
Kumaş Çalan Terzi

Hikâyecinin biri, ballandıra ballandıra terzilerin hilelerini,
kumaşları nasıl çaldıklarını anlatıyordu Dinleyenlerin
arasında bulunan biri,
''Ey hikâyeci! Tanıdığın hilede en usta terzi kim?'' diye
sordu Hikâyeci,
''Bu şehrin en usta hırsız terzisi, Ciğeroğlu'dur El
çabukluğu ve hırsızlıkta herkesi geride bırakır'' dedi Adam,
''Yarın evdeki atlas kumaşı alıp, Ciğeroğlu'na gideceğim Eğer
beni aldatır, kumaşımdan çalabilirse, şu gördüğünüz Arap atı
sizin olsun Çaldırmazsam, siz bana bir at alacaksınız''
diyerek iddialı olduğunu belirtti Oradakiler iddiayı kabul
ettiler
Ertesi gün bir top atlas kumaşı koltukladığı gibi
Ciğeroğlu'nun terzi dükkânına girip selâm verdi Usta hemen
yerinden kalkarak güler yüzle karşıladı
''Buyurunuz, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz efendim''
diyerek yer gösterip hal hatır sordu Saygının bini bir
paraydı Ciğeroğlu, bülbül gibi şakıyordu
Adam terzinin bu tatlı dili karşısında yumuşadı Elindeki
kumaşı terzinin önüne atarak,
''Şu İstanbul atlasından bana bir kaftan biçiver Belden
aşağısı bol, üst tarafı dar olsun Dikişi de güzel olsun''
dedi
Nabza göre şerbet vermekte usta olan terzi,
''Efendim, sizin gibi sevimli ve kibar müşterilerimizin
emirleri başımız üstüne, hizmetinizde bulunmaktan şeref
duyarız'' diyerek iltifatlarda bulundu
Terzi önce kumaşı ölçtü Adamın ölçüsünü aldı Sıra biçmeye
gelmişti Bu arada hiç durmadan konuşuyor, tatlı hikâyeler
anlatıyordu Yüksek makam sahibi müşterilerinin ihsanlarından,
cimriliklerinden bahsederek adamın dikkatini dağıtıyordu
Terzi kumaşı biçmek için makasını eline aldığında, komik
fıkralar anlatarak adamı güldürmeye başladı Terzinin birbiri
peşine anlattığı fıkralarla, adam katıla katıla gülüyordu
Gülmekten gözünü açamaz oldu
O gülerken, terzi kumaştan bir parça çalarak dizinin altına
koydu Adam kendine gelince,
''Allah aşkına, bir fıkra daha anlat'' dedi Terzide fıkra
çoktu Bir tane daha anlattı Adam gülerken, bir parça daha
kesip koynuna soktu
Adamın aklı başından gitmişti Girdiği iddiayı unuttu Terziye
''bir daha, bir daha anlat'' diyordu
Terzi bir fıkra daha anlattı Adam kahkaha atarken sırt üstü
yere düştü Terzi rahatça kumaştan çalacağını çaldı Adam
yerden kalkıp kendine geldiğinde,
''Ağzını öpeyim, bir tane daha anlat'' diye terziye yalvardı
Fakat terzinin gönlüne merhamet geldi Çaldığını yeterli
buldu Adama şöyle dedi:
''Ey kahkahaların esiri olan, akılsız adam! Bir fıkra daha
söylersem, kaftanın sırtına dar gelecek Kendine kötülük etme
Gerçeği bilseydin, güleceğine kan ağlardın''
***
Boş gezenler, bir işle meşgul olmayanlar, masal ve hikâye
peşinde koşanlar, bu hikâyedeki iddiacı adama benzerler
Bizi aldatan, üzen ve oyalayan fâni dünya, terzi gibidir
Her türlü şehvet ve kadınlar terzinin anlattığı fıkralardır
Ömrümüz ise dikilmek için terziye verilen kumaştır
Ebedî saadetin kaftanını giymek isteyenler, ömrün atlas
kumaşından takvâ elbisesi diktirirler
Ey şüpheyle bocalayan, cehalet çukuruna baş aşağı düşen insan!
Ne zamana kadar masal dinleyeceksin?
Ne zamana kadar şu dünyanın işvesine kanacaksın?
Ne başında akıl, ne de ruhunda huzur var
Gaflet terzisi, ömrünün kıymetli kumaşını ayların makasıyla
parça parça etti
Sen hâlâ hayat pahalılığı, geçim zorluğuyla meşgulsün
Gel, dünyanın bu yönünü görme
Hayatın zorluklarını, Allah'ın bir rahmeti ve ihsanı kabul et