Mevlana Haftasıyla İlgili Şiirler - Mevalana Haftası Şiirleri

#1
Sponsorlu Bağlantılar
Mevlana

Hoş görünün mimarısın
Gönüllerin baharısın
Türkülerin diyarısın
Canım Mevlana Mevlana

Döner durur semahların
Ne güzeldir sabahların
Çoktur senin aşıkların
Ağlar Mevlana Mevlana

Az da biter çokta biter
İnsana insanlık yeter
Gönüller hep seni sever
Yanar Mevlana Mevlana

Aşık Metin bitmez sanma
Hakkı uzakta arama
Bu gönülde ki yarama
Derman Mevlana Mevlana

Metin Keleş



Mevlana

Aşkın girdabına tutulmuş
Döner Hakk’a doğru Mevlânâ
Gönüller Hakk’ı onda bulmuş
Gözlerin nuru Mevlânâ

Sevgi bağından bir nehr akar
Üstündeki köprü Mevlânâ.
Bahçesinde hep güller kokar
O güllerin gülü Mevlânâ

Nura boğmuş meşhur beldeyi
Akan gözyaşıyla Mevlânâ
Sevgiyle yoğurmuş her şeyi,
Dağıyla taşıyla Mevlânâ

Aç olan gelsin bu dergâha
Ekmek, su, sevgidir Mevlâna.
Yükselir nuruyla Allah’a
Menzile çizgidir Mevlâ’na

Yelken açar hep sonsuzlara
Dalar ummanlara Mevlânâ
Bazen çıkar da yıldızlara
Bakar, insanlara Mevlânâ

Raşit Keskin



Bu gün Mevlana günü

Unutalım yürekte beslenen tüm kinleri
Bu gün hoşgörü günü bu gün Mevlana günü,
Birleştirelim dostlar dünyadaki dinleri
Görmeyelim küskünü bu gün Mevlana günü

Gel diyordu Mevlana kim olursan öyle gel
Kardeş yaratıldık biz olur mu ki bizden el
Tanrı insanı sever güzel olursa amel
İnsandan yok üstünü bu gün Mevlana günü,

Unuttum bana karşı yapılan hakareti
Sizde beni affedin, beslemeyin nefreti
Bak Mevlana göstermiş bizlere işareti
Unutalım biz dünü bu gün Mevlana günü,

Coşari sesleniyor sevgi olsun yürekte
İnsanlık için her şey, özü vardır gerçekte
Yapılan her sevabın hepsi ayrı ölçekte
Bozmayalım bütünü bu gün Mevlana günü

İbrahim Coşar



Mevlana ve Hoşgörü

Mevlana değince, aklıma ilk gelir, hoşgörü
İslam Dininin, ana temelidir, hoşgörü
İnsanların kalbini fethetmektir, hoşgörü
Yaratılmışı, yaratandan ötürü sevmektir, hoşgörü

Yıllardır hoşgörünün simgesisin, Ey Mevlana
Ellerimizi göğe değil, açarız Mevla’ma
Konya’dan, Dünyaya ışık tuttun, Ey Mevlana
Dualarımız daim ulaşsın, Mevla’ma

Mevlana, tasavvufun babası
Çok değerlidir, üzerindeki abası
İncelik ondadır, yoktur kabası
Oraya koşuyor, Mevlana kasabası

Kâinat dönüyor, Mevlana’nın döndüğü gibi
Mevlana’nın kıymetini bilmeyenlerin, göründü dibi
Onun elinde ve dilinde, hiçbir zaman bulunmaz çivi
Mevlana ve hoşgörüden anlamayanlara, sunarım kivi

Fikret Gürsoy



Mevlana

Nice canan terk eyleyip aşkını
Döne döne gelir sana Mevlana
Nice tövbe kıran, dergah kaçkını
Yuna yuna gelir sana Mevlana

Kimi uddan geçip kimi kopuzdan
Kimi Hintten, Çinden kimi Oğuzdan
Bir gün içmek için şeb-i arusdan
Kana kana gelir sana Mevlana

Gönül sığmamışsa gönül kabına
Derdi olan bakar mı hicabına
Vahdet lokmasını Hak şarabına
Bana bana gelir sana Mevlana

Varlığın sırrını bildi bileli
Evini barkını terk eden veli
Kendini savrulan yaprak misali
Sana sana gelir sana Mevlana

Sultan’ın bir ateş düştü içine
İster Çine gitsin ister Maçine
Terk edip varlığı senin hiçine
Yana yana gelir sana Mevlana

Sultan Mustafa
 

#2
Mevlana…!

Senin yolun hak yoludur
Kokuların gül kokudur
Dedin şems de pirimdir
Sana dönerim Mevlana

Hak ilmidir Amelinde
Hoş görülük temelinde
Hak şerbeti ellerinde
Sana dönerim Mevlana

Güller gülistan da açar
Gül kokusu amber saçar
Gül yüzünde güllerin var
Sana dönerim Mevlana

Elbet varırsam diyarına
Ellerim de güller sana
Eğri boynum düşer yana
Sana dönerim Mevlana

Feriha bir garip kuldur
Fersah fersah dert doludur
Fırsatçı mahşer kurdur
Sana dönerim mevlana

Feriha Ceylan



Mevlana ile Hoşgörü

Uzayın derin bir sırrı var,döner kardeşçe
Dünya döner,devran döner,sonra yine döner
Kendi etrafında döner Dünya,hiç durmadan
Ezeli ve ebedi bir sabırdır,Mevlana

Güneş çok uzaktır,hem ısıtır hem de yakar
Herşey toprakta başlar,toprakta tekrar biter
Zaman,döner bir Dünya’dır; ışığı Güneş’tir
Ezeli ve ebedi bir sabırdır,Mevlana

Yağmur yağan râhmettir,tekrarlanan zahmettir
Toprak,verir,tekrar alır,tekrar can’dır toprak
Yaradan yaratmış,çok çeşitli ve de kutsal
Ezeli ve ebedi bir sabırdır,Mevlana

Dönerek işleyen ‘İlâhi’ bir ışıktır ‘O’
Dönerek işleyen bir Dünya’dır,Mevlana
Sabırla akan,zamanla mekandır Mevlana
Yüzde yüz ilimdir yaradan; elçi Mevlana

Selim Temiz



Sana Geldim Mevlana

Sana geldim Mevlana…
Düştüm yollara Fatiha’larla
Önümde yemyeşil ışıktan bir iz
Yıkanmış yaprak gibi tertemiz

Sana geldim Mevlana…
Herşey öylesine mağrur,sessiz,tertemiz
Geçmiş asırlardan beri tertemiz
Bir el dokundurursam sandukalara
Uyanır Horasan erleri

Sana geldim Mevlana…
Divan durdum önünde, duygulu, sessiz
İçimde ne hasret, ne gül, ne bülbül
Şimdi ezan nur alem, nur Konya
İşte sabır, işte aşk, işte tevekkül
Sen bilirsin Mevlana…

Sana geldim Mevlana…
Ayet ayet İslam,nakış nakış Türk
Bir türbe içinde ne güzel mana
Serin bir rüzgarla çok uzaklardan
Sana geldim Mevlana…

Yavuz Bülent Bakiler



Dün Gece

Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
Onunla sarmaşdolaş, dudak dudağa,
talih kapısı ardına kadar açık,
güneş kucağımızda.

Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
Şarap tasını her sunuşunda
diyordu aklına başına al.
Hani dün gece aklın da tam sırasıydı ya!

Mevlana Celaleddin Rumi



Anlatsana

Gönül dostum anlatsana,
İlimizde Mevlana`yı.
Ulu zatın hoşgörüsü,
Yolumuzda Mevlanayı.

Kıymet verir her insana,
Ulvi görev düştü sana,
Çevir deyişik lisana,
Dilimizde Mevlana`yı.

Fetetti nice gönüller,
Ruzi mahşedeki kullar,
Bülbül sedasında diller,
Gülümüzde Mevlana`yı.

EZGİNİ geldik gideriz,
Hakka borcumuz öderiz,
Hatırdadır yad ederiz,
Telimizde Mevlana`yı



AĞIT

Göz gamın ne olduğunu bilseydi,
gökyüzü bu ayrılığı çekseydi,
padişah bu acıyı duysaydı;
göz gece demez gündüz demez ağlardı, gökler yıldızlara, güneşle, ayla

gece demez gündüz demez ağlardı.
padişah bakardı ününe,
tacına, tahtına, tolgasına, kemerine,
gece demez gündüz demez ağlardı.

Gül bahçesi güzün geleceğini duysaydı,
uçan kuş avlanacağını bilseydi,
gerdek gecesi bu özlemi görseydi;
gül bahçesi hem güle hem dala ağlardı,
uçan kuş uçmaktan vazgeçer ağlardı,
gerdek gecesi öpüşmeye, sarılmaya ağlardı.

Zaloğlu bu zülmü görseydi,
ecel bu çığlığı duysaydı,
cellâdın yüreği olsaydı;
Zaloğlu savaşa, yiğitliğe ağlardı,
ecel bakardı kendine ağlardı,
cellât, yüreği taş olsa, ağlardı.

Kumru, başına geleceği duysaydı,
tabut, içine gireni bilseydi,
hayvanlarda bir parça akıl olsaydı;
kumru selviden ayrılır ağlardı,
tabut omuzda giderken ağlardı
öküzler, beygirler, kediler ağlardı.

Ölüm acılarını gördü tatlı can,
koyuldu işte böyle ağlamaya.
Olanlar oldu, gitti dostum benim.
şu dünya bir altüst olsa, aülasa yeri var.
öylesine topraklar altında kalmışım

Mevlana Celaleddin Rumi