Yaşayabilme İhtimali-Yılmaz ERDOĞAN

#1
Sponsorlu Bağlantılar
Yaşayabilme İhtimali-Yılmaz ERDOĞAN

soğuk ve şehirlerarası
otobüslerde vazgeçtim
çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda
otlu peynir kokusuydu babam

Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama
yeme ihtimalini sevdim

İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
(Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o
zaman) özlemeye başladım herkesi Ve bu hasret öyle
uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım
sonra

Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı

Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık
Ben doktor
oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu,
pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir
Türkçeyle Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden
orak çekiç figürleri türetmeyi

Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu
haber bültenleri
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim
(Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik
dikenleri saymazsak)
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu Ve belli bir
saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber
bültenleri Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiçbir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm
sadece


Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama
sen yoktun Ben, senin beni sevebilme ihtimalini
seviyordum, suni teneffüs saatlerinde Okul servisi
seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine
götürüyordu Ben, senin benimle Tunalı Hilmi
Caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum

Ben senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum

Yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır
gevrekliğini Sonra otobüs oluyordum,
kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş
ovasının yalancı maviliğini Otobüs oluyordum bir
süre Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,
yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum

Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın
listesinin KorkuyordumSonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün
en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu
koşuyordum Çünkü sonunda annem oluyordum babam
kokuyordum sonunda

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim,
çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda
otlu peynir kokusuydu babam

Ben seninle birgün Van'daki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği)
bir yol üstü lokantasında
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay
kıvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak
damında
Ben seninle herhangi bir insan elinin terli
coğrafyasında olma ihtimalini sevdim

Ben senin,
beni sevebilme ihtimalini sevdim !
-yılmaz erdoğan_